İNSANLARI FOTOĞRAFLAMAK

İNSANLARI FOTOĞRAFLAMAK

Bazen aklımızdakini anlatmak kolaydır, bazen çok zordur. Kolay olan fark ettiğimizdir, zor olan yabancı ya da çok tanıdık olandır. Yakın çevremizdeki insanları fotoğraflarken zorlanmayız. Zira onlar bildiğimizdir, tanıdıktır. Ama gözümüzde aşina olmaları, onları ne zaman, nasıl fotoğraflayacağımızı zor kılar. Yakın çevremizi çok gözlemleyemeyiz, detay arayamama gözlemde yüzeysellik oluşturur. Aile bireylerini fotoğraflamak tanıdıklık açısından kolaydır, ama ilginç bir an ya da farklı bir poz alma, belki sıradanlığı aşmayı sağlayabilir. Dış çevreden bir insanı karelemek, bedavaya fotoğrafçı olmak daha zordur ama konu ve detay kolaydır. Zaten yabancıyı kareleme ihtiyacımız, o modelin olağan dışı bir şekilde ilgimizi çekmesiyle başlar. Modeli inceleriz ve arayışa geçeriz. Modelin sadece fiziği değil o an ki ellerinin, ayaklarının, omuzlarının ve tüm vücudunun duruşu, gözlerinin bakışı hatta baktığı yön bile fotoğrafta o zor olanı anlatmaya yarayan ufacık bir kıvılcımdır.

Bu süreç bazen çok kolay ve kısa olur; bazen tam tersi olur. Kimi insanlarla çok bir şey konuşmadan onu, bulunduğu mekânla kişiliğini özdeşleştirerek hatta tek bir kelime bile konuşmadan kareye sığdırırsınız. Önce fotoğrafı çeker, sonra geçer gidersiniz hiç ses çıkarmadan bir daha o insanla bir ömür karşılaşmadan. Bazen de öyle bir insan karşınıza çıkar ki tanışırsınız, konuşursunuz fotoğraf bile umurunuzda olmaz. İlginç bir muhabbet gider. Ardından fotoğraflamaya başlarsınız.

Fotoğrafta o kişinin yaşantısını, kişiliğini ve mekânını en az pürüzle anlatabilmek fotoğrafı belgeci kılar. İnsanları şu şekilde fotoğraflamalısın demek sonsuz bir denklemde kısır döngü yaratmaktan başka hiçbir şey doldurmaz kimsenin bardağına.

Fakat dikkat edilmesi gereken, hiçbir insanı çekilmesini istemediği bir anda çekmemek. İnsanlar, bulunduğu ruhi durumlara, kültürel ve dini değerlerine göre farklı anlarda farklı tepkiler verebilirler. Bu doğaldır. Ama bu durumlarda ne tepki vereceğini kestiremediğimiz insanları veya toplulukları fotoğraflarken biraz daha sabırlı ve saygılı davranmak muhakkak iki taraf için de en iyisi olacaktır. Sabır ile beklenen fotoğraf gerçekten daha yerli yerinde kareler oluştururken bir sonraki fotoğrafların da ilk adımı olacaktır. Ama yine de fotoğrafçının özgür ruhu bazen beklemek yerine kaçırmamayı tercih ettiği için bu kaçınılmaz oluyor.

İnsanları fotoğraflamak, böylesine anlatılamaz, tahmin edilemez bir şey. Çünkü hangi insanın nasıl tepki vereceğini veya onlarla nerde karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Konuşmayı denemek, izin almak en azından belki başınıza gelecekleri önleyebilir, ama kaçırılmayacak bir an fotoğrafı ise ve izin almaya vaktiniz yoksa şimdiden başarılar dilerim…

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (1)

 

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (2)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (3)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (4)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (5)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (6)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (7)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (8)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (9)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (10)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (11)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (12)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (13)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (14)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (15)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (16)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (17)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (18)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (19)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (20)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (21)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (22)

İNSAN-Abdullah Agâh ÖNCÜL (23)

Reklamlar