LİTVANYA Vilnius – Šiauliai

LİTVANYA

Vilnius – Šiauliai

Ülkemiz coğrafi referans noktası alınırsa Litvanya tam bir Kuzey ülkesidir. Avrupa temel alınırsa coğrafi konum olarak Avrupa’nın göbeğidir Litvanya. Kuzeyi Letonya, Doğusu Beyaz Rusya, Güneyi Polonya, Batısı Rusya olan bu ülke Estonya ve İskandinav ülkelerine de çok yakındır. M.Ö. 2000 de İskandinavya üzerinden gelen Litvan topluluğu Baltık Kıyılarına yerleşmiş ve ilk yerleşim birimlerini kurmuştur. Dük Mindaugas, yerel halkı bir araya toplamış ve Livonya Şövalyelerini yenerek 1236 yılında ulusal bir kimlik kurmuştur. Şu anki yönetim şekli ise Üniter Parlamenter Cumhuriyet. Geneli düzlük bir ülke, en yüksek noktası sadece 295 metredir ve 816 nehir, 2.800 gölü bulunmaktadır. Bu sayede tarıma çok elverişlidir. Kıyı ve kara iklimleri arasında bir geçiş iklimine sahip olup genelde yağmurlu, kışları sert ve yazları aşırı sıcak bir iklimi vardır. Ülkenin siyaset, kültür, eğitim, ekonomi merkezi ve yönetildiği yer yani başkenti Vilnius şehridir. Ülkenin Litas para birimi 2015 den sonra Avro olmuştur. Resmi olarak Hint-Avrupa dil ailesinden gelen, en az değişikliğe uğramış kolu Litvanca konuşulsa da hemen herkes çok iyi derecede İngilizce biliyor. Havayolu ile Türkiye’den iki buçuk saat sürmektedir Vilnius havalimanı. Orta Çağ’da Avrupa’nın en büyük ülkesi olmasına rağmen şu anki sınırları çok dardır ve tarihi bir kalıntı çok bulunmamaktadır. Doğa güzellikleri, eğitim ve sanat üzerinden genelde turizm işlemektedir.

Vilnius şehri, kent mimarisi olarak yeşillikler içinde hem modern hem eski yapılara sahip. Şehrin ulaşımı otobüs ve elektrikli troleybüslerle sağlamakta. Bir başkente göre fazlasıyla sakin. Bu sakinlik sebebi, Litvanya dünyanın en az nüfus artışı olan ülke olmasından da kaynaklanıyor olmalı.

Šiauliai şehri ise Vilnius’a tren ya da kara yolu ulaşımı ile iki buçuk saat uzaklıkta ve ülkenin dördüncü büyük kentidir. Şehrin ismi “şoley” diye telaffuz edilmektedir. Yolculuk tam kuzeye doğru olduğundan tarım arazileri, yer yer koru ya da orman manzaraları ile izlenmeye değer bir güzergâh. Halkın büyük bir çoğunluğu tahıl üretmekte. Bu yüzden çok fazla sanayileşme yok. Tarımla uğraşan toplumlarda olduğu gibi kentleşme ve küreselleşme böylesi ülkeleri pek etkileyemiyor. Halk sakin ve güzel bir hayat sürüyor. Siauliai de böyle huzur dolu sessiz bir kent. Vilniaus Caddesi tek ve en büyük caddelerinden birisi ve hayat bu cadde üzerinde geçiyor. Cadde üzerinde ve civarında müzeler, devlet binaları, bankalar, mağazalar, kafeler ve restoranlar bulunmakta.  Geneli yemyeşil bir ülke olduğu için çoğu cadde ve sokak adlarından sonra “aleja” kelimesi geliyor. “aleja” ağaçlı yol demek.

Kastonu Aleja bu tanıma uyan büyük ağaçların yolun iki tarafından eşlik ettiği, Vilniaus caddesi üzerinde bulunan ve girişine yaklaşık 8 metrekare büyüklüğünde yukardan yere kadar içinden geçerek gittiğiniz kırmızı iplerin sarktığı sanat eserinin de karşıladığı minik sürprizli bir koru. Bu korunun yanında 120 yıllık Didzdvario Lisesi bulunmakta. Biraz daha ilerlediğinizde savaş öncesi radyo amatörlerinin yardımları ve tarihçi Jānis Rimkevičius’un girişimiyle 1982’de kurulan Radyo ve Televizyon Müzesi gezilebilir. Dış duvarındaki ilginç eski elektronik parçaların yanı sıra içeride eski ama hâlâ aktif gramofonlar, müzik kutuları, pikaplar, radyo alıcıları, televizyon setleri ve televizyonlar sergilenmekte.

Aynı cadde Üzerinde 1973 yılında kurulmuş olan Fotoğraf Müzesi de bulunmakta. Litvanyalı ve yabancı fotoğraf sanatçılarının çağdaş ve nostaljik eserlerinin sergilendiği, eğitimler veren, yarışmalar düzenleyen önemli bir müzedir.  Bu müzenin biraz daha ilerisinde ise 1985 yılında açılmış Šiauliai Halk Bisiklet Müzesi binanın duvarına resmedilmiş ve bahçesinde bulunan büyükçe bir bisiklet heykeli sayesinde metrelerce öteden dikkatleri çekiyor. Litvanya Sovyet işgalindeyken bile radyo, televizyon, bisiklet, ayakkabı ve farklı birçok ürünün daha üretimini yapmaktaydı. Bu müzeler aslında o zamanlarda üretilmiş ve gelecek nesillere iletilmek istenen kendi halkının zor şartlardaki emeğini sergilemektedir.

Yine Vilniaus caddesinin üzerinde Prūdelis gölü yakınlarında Chaimas Frenkelis Villası ziyaret edilebilir. 1908 yılında Chaimas ve Dora Frenkeller  kendilerine iki katlı, cepheleri simetrik, merkezi ısıtma, su, elektrik ve telefon tesisatı bulunan o döneme göre ultra lüks bir köşk yaptırırlar. Frenkelis ailesin yaşadığı bu muazzam köşkün içi tamamıyla ahşap kaplama ve duvarları paha biçilmez tablolarla dolu. Yahudi sanayici Chaimas Frenkelis bu villanın hemen arka sokağında ise devasa bir deri fabrikasına sahipti. Bir kültür anıtı olarak kabul edilip müze haline getirilen villanın bir bölümünde ise müze ziyaretçileri bu deri fabrikasının derilerinden el emeği anahtarlık yapıp fabrikanın resmi mührünü üzerine kendileri basarak Litvanya’ya ait unutulmaz bir hatıra elde etmiş oluyorlar.

Bu villaya çok yakın olan Sundial meydanında altından yapılmış uzun bir sütunun üzerine kondurulmuş elinde ok ve yay olan altın çocuk heykeli de şehrin turistik simgelerinden. Bu meydan eski şehir tarafı oluyor ve genelde yapılar, evler, apartmanlar çok eski. Sundial meydanının hemen arkası ise Prūdelis Gölü ve büyük park alanı. Demirden yapılmış “Iron Fox” denieln devasa bir tilki heykeli var. Göl çevresinde bulunan park, güneşlenmek, çocuk gezdirmek, balık tutmak gibi hoş vakit geçirmeye gelen insanlarla dolu. Burun tarafında bulunan kafenin ahşap terasında bir şeyler içip, sedir divanda manzarayı seyrederken güneşlenilebilir, yine aynı kafeye ait su bisikletleri kiralayıp saati 10 Avroya gölde gezilebilir ya da ilkel teleferikle gölün üzerinde heyecan yaşanabilir.

Şehrin diğer bir tarafında ise Tilžės caddesi üzerinde bulunan Belediye Binası ve önünde bulunan meydanda kocaman demir paraları anımsatan silindirlerin içlerinden su akan bir havuz görülmekte. Bu anıt ise Litvanya parası Litas’tan AB parası Avroya geçiş anısına yapılmış. Bu meydanın diğer tarafında ise görülmeye değer Saints Peter and Paul Katolik Kilisesi bulunmakta. 1595 yılında inşa edilmeye başlayan, alışılmışın dışında çok yüksek bir çan kulesi bulunan kilise havari Peter ve Paul heykelleri, resimleri ile süslenmiş. İsveç işgali, Kuzey Savaşı gibi sebeplerden tahribata uğramış, 1800lerin sonunda Napolyonik Mimari ile dekor edilmiştir. Fakat 1944 İkinci Dünya Savaşı bitişi Alman Orduları geri çekilirken bu şehri bombardımana tutmuş ve kilise yine büyük bir yıkıma uğramış. 1950lerde kilise artık tamamen neo-barok formda betonarme bir yapı halinde restore edilmiştir. Avrupa’da Hıristiyanlığı en son kabul eden ülke Litvanya olduğu için en eski kilisenin bile tarihi en fazla 1500lere dayanıyor.

Vilniaus caddesini kesen Tilžės caddesi üzerinde,  St. Peter ve Paul kilisesinin tam tersine yürüdüğünüzde ise yine çok eski 160 yıllık Juliaus Janonio (Gimnazija) Lisesini göreceksiniz. Hâlâ eğitime devam eden bu lise, dünyanın en iyi okullarının, üniversitelerinin ve eğitim sisteminin Litvanya’da olduğunun da bir kanıtı.

Okulun çok yakınında ise Çikolata Fabrikası bulunmakta. 1913 yılında Antanas Gricevičius küçük bir ahşap evde tatlı ve şekerleme imalatı ile başlamış. Ve imalathanesinin adına Litvanca bir kadın ismi olan “Rūta” adını vermiş. 1990larda şirket milli bir sermaye haline getirlmiş ve devlet desteği ile bugünlere kadar gelmiş. 20 Avro karşılığında 2 saatlik bir çikolata imalat eğitimi alıp kendi çikolatalarnızı tasarlayıp yapabiliyor ve paketleyip sevdiklerinizle paylaşabiliyorsunuz.

Şehrin kuzeydoğusunda 40 km uzaklıkta Jurgaiciai köyünde Hill of Crosses (Haçlar Tepesi) anıtı buraya gelip mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir. 1831 yılında Sovyetlerin buradaki Hıristiyanları bastırmak için öldürmeleri ve evlerdeki tüm haçları toplayıp yakmaları üzerine, buradaki halk isyan olarak birkaç gecede küçüklü büyüklü tahta veya metal yaklaşık yüz bin haç yapıp bu tepeye dikmiş ve bu sebeple buraya Haçlar Tepesi denilmiştir. Hıristiyanlar için huzur, maneviyat, otantiklik ve kutsal bir mekân olarak kabul edilmektedir. Öyle ki 1993 yılında 2. Papa John Paul burayı ziyaret etmiş önemini vurgulamış, bir de yakınına manastır yaptırmıştır.

Jurgaiciai köyüne çok yakın olan Naisiai köyünde açık hava müzesi şeklinde gezilebilecek bir tarih müzesi ve doğa içiçe. Etrafı rüzgarlı tepeciklerle çevrili bir Baltık Arenası, göletin içinde bulunan ve ahşap bir iskeleden yürüyüp ulaşılan Tavşan Adası, yaklaşık 60 metrekare genişliğinde etrafında ahşap tan yapılmış tanrı tasvirleri bulunan, hedef tahtasını andıran Güneş Kare, kutsallığı çeşitli mezheplerce inanılan ve Apeigos’ta kullanılan Baltık bitkilerinden oluşan Beyaz Çim Müzeleri, Baltık Tanrıları Heykellerinin çoğunun bir arada bulunduğu güneşli bir tepecik olan Alka Dağı, metrelerce yüksekliğe ulaşan metalden yapılmış sürüngen heykelleri görülen Kraliyet Yılanları Naisiai köyünde minik bir doğa yürüyüşü ile gezilebilir.

Şehrin güneybatı tarafında, yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Pakruojis köyünde bulunan doğal hayatın içerisinde, 1531 yılında ilk sahibi Rietavas M. Vakavicius tarafından yaptırılan Pakruojis Malikânesi  bulunmaktadır.  Malikânenin 300 hektarlık arazisi yıllar boyu bira fabrikası, süt ürünleri tesisi, domuzluk tesisleri, ahır,  konut blokları, demirci, hanlar, yel değirmeni, on iki yataklı bir hastanesi ile büyük bir hizmet kompleksi olarak kullanılmış. Bugün gittiğinizde ise müze halini almış olsa da hayvancılık, bahçecilik ve arıcılık halen çiftlikte devam etmektedir. Mahzenlerinde ise mum atölyelerinde misafirlere mum yapımını öğretiyorlar ve kısa bir eğitim sonrası kendi mumunuzu üretebiliyorsunuz. Alman soylu Julius von der Ropp 1940 yılında malikânenin son sahibiymiş fakat Sovyetler 1944 yılında savaş mültecileriyle birlikte Onu da Batı’ya sürdüğü ve yolda öldürülmüş olduğu bilgisi var. Bir daha haber alınamamış olması bu bilgiyi güçlendiriyor. Litvanya yönetimi malikâneyi müze, eğitim-sanat merkezi, çiftlik ve otel olarak yaşatmakta.

Litvaya’da, milli yiyeceği olan patatesten yapılmış birçok yemek tadabilirsiniz. Šiauliai şehrinde Vilniaus caddesi üzerinde Cili Pica, Gedimina Pica gibi yerlerde tavuk dürüm tarzı, kızartmalar, yerel yemekler, hamburger veya pizza türü yiyecekler mevcut. Daha lüks bir mekân ve yiyecekler için Morganas restoran seçilebilir. Gündüzleri genelde orta yaş ve bebeğini güneşlenmesi için gezmeye çıkartmış, çok zevkli giyimli, gencecik bir sürü anne görebilirsiniz. Geceleri ise gündüz sokakta pek görülmeyen bekâr genç kitle gece hayatı için akşamüzeri sokaklara dökülüyor ve gece yarılarına kadar gezip içkili mekânlarda takılıyorlar.

Kısacası Litvanya hoş giyinişli, kibar, gerçek Avrupa insanını görüp tanıyacağınız güzel bir ülke.  Sokaklarında bile sigara içmenin yasak olduğu, saygı dolu bu ülkede bilhassa Šiauliai şehri huzur dolu, doğaya doyulacak, araçsız ulaşımla her yeri görülebilecek bir gezi planı için çok uygun.

 

Reklamlar