MÜSLÜM BABA

MÜSLÜM BABA  –  ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL

yayın bilgisi: 2013 ‘MÜSLÜM BABA’ Fotomakale – FOTORİTİM e-Fotoğraf Dergisi 12 Mar 2013

“Yağmurlu bir günde doğdum anamdan,

Gökler ağlıyormuş ben doğdum diye.”

Ortaokul yıllarında kardeşimle elimize geçen bir kasetin içindeki şarkıya ait bu sözler. O yaşlarda günü gecesi müzikle dolan yeni yetmeler olarak bu tarzı meraktan dinlemiştik. Artık kasetçiden mi aldık, başka arkadaşlardan mı elimize geçti hatırlamıyorum. Ama tarz sanki büyük beden gelmişti bize. İsyanın son durağındaydı sözler ve müzikler. Üzerinde ZİNCİRLİKUYU yazıyordu ki bu isim çok fantastik ve düşündürücü gelmişti. Çocukluğumuz Çorum’da geçtiği için İstanbul’u hiç bilmiyorduk. Sonraları ünlülerin cenazelerinin defin haberlerini izlerken öğrendik, meğer Zincirlikuyu’nun bir yer olduğunu ve meşhur bir de mezarlığının bulunduğunu. Biz çok geç anlasak ta bir kasete  mezarlık ismi verilmiş olması gerçekten ürkütücüydü. Müslümcüler alınmasın ama o kaset bu tarzda ilk ve son deneyimimiz olmuştu. Ama asla bu tarzı ve kültürü sevmeyen ve ötekileştirenlerden olmadık. Öyle ki bu çalışmam çocukluğumda tanıdığım Zincirlikuyu ile bugün bir hayat hikâyesinin son noktası olan Zincirlikuyu arasındaki bir bağdır. Konserlerinde bulunmamış, kasetlerinden almamış, nadiren radyoda veya televizyonda denk gelip izlemiş dinlemişliğim de olsa, arada bir konuşma tarzını taklit ederek konuşmuş ta olsam Müslüm Gürses‘in bu halka mâl olmuş bir sanatçı olduğunu yürekten kabul ediyorum. Aylardır süren hayata tutunma mücadelesini yitirmesiyle sevenlerini üzen, büyük bir kitleye hitap edebilmiş bu sanatçının son yolculuğunda bir fotoğrafçı olarak bulunmak istedim. Bu sebeple 4 Mart 2013 tarihinde binlerce kişinin katılımıyla Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda başlayan Teşvikiye Camii’nde devam eden Zincirlikuyu Mezarlığı’nda biten bu yolculuğa katılarak her ânı fotoğrafladım. Ayrıca kaynaklardan da toplayıp edindiğim bilgilerle Müslüm Gürses’in hayat hikâyesini anlatmaya çalıştım. Tüm sevenlerinin başı sağ olsun. Mekânın cennet olsun Müslüm Baba.

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL

Hayat Hikâyesi:

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan Müslüm Gürses, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi’nin Fıstıközü köyünde, kerpiç duvarlı bir evin nohut odasında dünyaya gözlerini açar. Annesi Emine, bağrına basar ilk oğlunu. Babası Mehmet Akbaş ‘Adı Müslüm olsun’ der ve oğlu olduğuna çok sevinir. Çocukluğunun ilk yılları Şanlıurfa’da ve köyünde geçmesine karşın hayal meyal kalır aklında Müslüm Gürses’in. Zeyno ve Ahmet adında iki de kardeşi olur. Sonra, geçim derdi ile Adana’ya göç ederler ailece. Babası rençper Mehmet Akbaş ailesine bakmak için ne iş olsa yapar. Hatta bazı düğünlere gizli gizli gidip bağlama çalıp türkü söylediği bile konuşulur. Ama oğlu Müslüm yüreğindeki müzik sevdasını daha fazla gizleyemez.

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (1)

Müslüm GÜRSES; “Adana sıcak olur… Ve sıcak yaz geceleri bunaltıcı olduğu için damda yatardık. Ben dama çıkıp sırtüstü uzanınca, yıldızların altında bir hoş olurdum. Ama babamın korkusuna içimden şarkı söylemek gelse de, sessiz kalır okuyamazdım.”

Fazla gülmenin günah olduğu öğretilen Müslüm’ün hayatı da gülmez bir türlü. ‘Büyüyünce paşa olacak benim oğlum’ diyen, oğlunu yerlere göklere sığdıramayan Emine Akbaş öldürülür katili de Müslüm’ün babası Mehmet Akbaş’tır. Cezaevi’ne giren babasıyla bir daha görüşmez. Bu acının üstüne bir de kardeşi Ahmet’ini yitirerek, kardeş acısını yaşar. Tamamen içe dönük bir genç olan terzi çırağı Müslüm çok konuşmaz, hiç gülmez, kimseyle ilgilenmez olur. Bir müzikle ilgilenir, bir de felsefesi vardır artık.

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (2)

MÜSLÜM GÜRSES; “Eskiden dedeler varmış, önce çilehaneye girer çile çeker, unvanlarını sonra alırlarmış. Biz de bu hayatın acısını çekmek için geldik, çekeceğiz.”

Bu kadar talihsizliklerin ardından hayat hep üzecek değildi ya. Kaderi birden değişiverir.

MÜSLÜM GÜRSES; “İçimdeki gamı kederi hep şarkılarla dağıtmaya çalışırdım. Bu yüzden evde, sokakta, her yerde şarkılar mırıldanırdım. Sonra bir gün Adana Piknik Aile Çay Bahçesi’nde bir yarışma düzenlendi. Arkadaşlar bu yarışmaya katılmam için ısrar ettiler. Katılacaktım ama babam karşı çıktı. Hatta gece ben uyurken usulca gelip saçlarımı kesmiş makasla. Sabah baktım, saçlarım perişan. Gittim üç numaraya vurdurdum. Sonra Bit Pazarı’ndan da bir elbise aldım kendime. Sonra doğru yarışmanın yapılacağı çay bahçesinin yolunu tuttum. Neticede, beni birinci seçtiler. Sene 1968. Bir süre bu çay bahçesinde söyledim şarkılarımı. Soyadımı da orada çalışırken Gürses yaptılar. Sonra baktım işler iyi gitmiyor, kendim ayrıldım ve müziğe de küstüm. Ama bu küskünlüğüm uzun sürmedi. Mehmet Genç diye bir arkadaşım vardı, bağlama çalardı. Ben terziliğe başlayınca, arada bir yanıma gelir giderdi. Mehmet, o zamanlar İzzet Altınmeşe’nin kardeşi Sadık Altınmeşe’ye çalardı. Bir akşam Sadık hastalanmış, Mehmet beni arayıp ‘Bu akşam gazinoya sen çıkacaksın’ dedi. Çıktım. Gazino sahibi beni çok beğendi. ‘Bundan sonra burada çalış’ dedi. Böylece müziğe tekrar geri döndüm. Dönüş o dönüş. “

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (3)

İlk ve en önemli çıkışını 1969’da çıkardığı 45’lik plakta yer alan ‘Sevda Yüklü Kervanlar, Fark Etmez ‘ kasetleriyle yapar daha sonra 1971 yılında “Ben insan değil miyim?” ile artık herkesin dilindedir. Vatan borcunu ödeyip dönen Gürses müziğe kaldığı yerden devam edip zirveye yürürken, hiç beklemediği bir anda Azrail’le yüzleşir.

MÜSLÜM GÜRSES; “1978–79 yılıydı. Bir gece konser sonrası Tarsus’tan Adana’ya dönüyorduk. Ben uyumuşum. Şoför de uyuklamaya başlayınca bir kamyonla çarpışmışız. Ben o uykudan öbür uykuya geçtim aniden. O kazada şoför öldü. Beni de öldü sanmışlar zaten. Sonra alıp hastaneye götürmüşler. Ben ölümü yaşadım aslında. Bana göre yeniden hayata dönmüş olmam, Allah’ın bir lütfudur. Alın kemiğim un ufak olduğu için en küçük bir darbede ölebilir ya da kör kalabilirim. Ameliyatta alnıma beynimi koruyacak plaka gibi bir şey taktılar. O korkunç kazadan sonra koku alma duyumu yitirdim. Hiçbir kokuyu alamıyorum ne yazık ki şimdi. Çok kuvvetli parfümler ispirto kokusu veriyor bana. Ayrıca işitme duyumu da yüzde elli yitirdim. Çok ağır işitirim. Neyse, buna da şükür, yaşıyoruz işte.”

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (4)

Kaderin acılarla yorduğu Gürses milyonların gözbebeği olmuştur. Özellikle de varoşların ve ezilmişlerin. Gönüllerde taht kuran Gürses bir dönem Türk Sineması’nın en ünlü yıldızlarından biri olan Muhterem Nur’la 1982’de evlenir.

MÜSLÜM GÜRSES; “Adana’da Muhterem Nur’un filmlerini hiç kaçırmazdım. Koyu bir hayranıydım onun.1982’de Naci Uyanık diye bir menajer arkadaş vardı, ‘Müslüm, Malatya’ya konsere götürmek istiyorum seni’ dedi. Hayır dedim ama baktım kadroda Muhterem Nur da varmış. Muhterem Hanım’ın olduğunu öğrenince, ben de geleceğim dedim. Ve Malatya’da tanıştık Muhterem Hanım’la. Kısa süre içinde de kaynaştık. Ben her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil.”

Hayatı boyunca yaşadıklarıyla, şarkılarıyla ve suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençleri, acı dolu hayat hikayelerini canlandırdığı milyonları ağlatan filmleriyle çok büyük bir kitleye ulaşır. Hatta Müslüm Gürses`in dinleyici kitlesi birçok araştırmaya konu olmuş, 2002 de Bağlam Yayıncılıktan Caner Işık / Nuran Erol , ” Arabeskin Anlam Dünyası ve Müslüm Gürses Örneği ” gibi doktora tezleri dahi yazılmıştır.

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (5)

2006’da yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” Pasaj Müzik etiketiyle müzik marketlerdeki yerini alırken Mungan’ın sözlerini yazdığı, David Bowie’den Garbage’a, Leonard Cohen’den Jane Birkin’e birçok yabancı müzisyenin bestesini yaptığı şarkıları da seslendirdi. Sonra 2009 yılında yine ayni firmadan çarpıcı bir albüm “Sandık” ile Müslüm Gürses sahnelere geri döndü. 2010 yılında Kasım ayında yeniden Pasaj Müzik ile “Yalan Dünya” isimli bir albüme imza atmıştır.

Müslüm Gürses, Türk Popüler Kültürü’ne “felsefi” açıdan  katkılarda bulunmuştur ki Gürses’in felsefesini anlatan bazı Müslüm Baba özlü sözleri, film replikleri ve bazı kişilere cevap olarak söylediği sözler şöyledir:

“Ben Şimdi Düşünebildiğime Göre Varım Tabi.”

“Ne jileti, milenyuma girdik artık.”

“Taşın kalbi yoktur, ama onu da yosun sarar.”

Kendisine yönelik “Şarkıları insanları umutsuzluğa sevk ediyor” eleştirilerine, “Ne demişiz biz, bugün batarsa güneş yarın yeniden doğar”, “İnsanın hayatında neşenin yeri olduğu kadar hüznünde yeri olacaktır” diyerek bu görüşe karşı çıktı.

“Sınıf atladı” eleştirileri karşısında, sadık dinleyicilerine “Değişmedik. Özümüzde aynıyız. Müsterih olsunlar” şeklinde mesaj verdi.

Sanatçı Fazıl Say’ın arabesk kültürü hedef alan sözleri karşısında uzatılan mikrofona, Müslüm Gürses, “Sanatçı sevgili, saygılı olur. Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır” dedi.

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (6)

Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012 Perşembe günü Memorial Hastanesi’nde by-pass ameliyatı geçirip ardından karaciğer ve böbrek yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırılmıştı. İki solunum cihazı bağlanan Gürses, 3 Mart 2013’te yaklaşık dört aydır tedavi görmekte olduğu İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti.

Kaynaklar:

http://www.ntvmsnbc.com

http://www.stargazete.com

http://www.haberturk.com

http://www.turkcebilgi.com

http://www.trtturk.com.tr

http://www.cnnturk.com

Vikipedi: Özgür Ansiklopedi

tr.wikipedia.org

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (7)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (8)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (9)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (10)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (11)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (12)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (13)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (14)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (15)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (16)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (17)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (18)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (19)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (20)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (21)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (22)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (23)

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (24)

 

MÜSLÜM GÜRSES -- ABDULLAH AGÂH ÖNCÜL (25)