ROMA ŞEHRİ

ROMA

Roma şehri MÖ 21 Nisan 753 tarihinden bugüne Tiber ve Aniane nehirleri arasında bulunan Akdeniz kıyılarına yakın, ülkenin Lazio bölgesinde yer almaktadır. Sadece İtalya’nın başkenti değil aslında çok eski bir kültür ve medeniyet başkentidir. Avrupa’da diğer ülke ve medeniyetlerin çok çok ilerisinde bir tarihi zenginliği vardır. Bu sebeple Roma aslında her sokağı her merkezi ile ayrıntılı gezilecek antik bir turist cazibe merkezidir.

Kolezyum

Büyük komutan ve imparator Vespasianus tarafından MS 70lerde inşasına başlanmış ve MS 80 yılında kendisinden sonra tahta oturan Titus tarafından açılmış Flavianus Amfitiyatro adı ile de bilinen bir kalıntıdır. 450 yıl boyuca imparatorlar burada halka seslenmiştir. Ayrıca yaklaşık 60 bin kişilik bu kültür alanında tiyatro oyunları, hayvan ve cesur gladyatör dövüşleri ile halka gözdağı veren idamlar gerçekleştirilmiştir.

Roma Forumu

Kolezyum’un batısına ilerlediğiniz zaman antik Roma’nın şehir merkezi sayılan, kültür, ticaret, ibadet, adalet ve genelev işlerinin sürdürüldüğü alana ulaşılıyor. Roma halkının Forum Magnum değdi o zaman ki asıl yapılaşmanın olduğu merkez burasıdır. MÖ 5. Yüzyıl da orada bulunan Titus Zafer Anıtı, Septimius Severus Zafer Anıtı, Antoninus ve Faustina Tapınağı,  Kastor ve Polluks Tapınağı,  Vespasianus Tapınağı, Satürn Tapınağı, Vesta Tapınağı ve Vesta Bakireleri Evi gibi kalıntıların bazılarını bu meydanda görebiliyorsunuz.

Aziz Petrus Bazilikası

Roma’da hemen her yerden görülebilecek bir kubbesi ile şehrin en göze çarpan manzarasıdır. Vatikan’ın sınırı içerisinde 23.000 m² arazi üzerine kurulu ve 60.000 kişilik kapasitesi ile Hıristiyan âleminin en büyük kilisesidir. Vatikan ayrı bir ülke olarak kabul edilmekte ve bu topraklara geçebilmek için 70 Euro ödeme yaparak içerdeki tüm müzeler ve kutsal mekânlar ziyaret edilebilmektedir.  Aşırı yoğun ilgi görmekte ve sokakları kaplayan kuyruklar oluşmakta. Yine Vatikan’a bağlı tüm sokakların birleştiği 1667 de yapımı bitmiş dünyanın en büyük meydanlarından olan Aziz Petrus Meydanı bu bazilikanın bahçesini oluşturmaktadır. Her yıl binlerce Katolik ibadet için bazilikaya gelir ve bu meydanı doldururlar. Meydanın tam ortasında ise MÖ 1.yy. da İskenderiye’de yapılmış ve sonradan bu meydanın ortasına getirtilmiş bir dikilitaş bulunmaktadır.

Trevi Çeşmesi

Roma’nın artık vazgeçilmezi olan ziyaretçilerin sağ eli ile sol omzunun üzerinden çeşmeye bozuk para atıp dilek dilediği Poli Sarayı’nın yanında gece gündüz akan heykeltıraş Nicolò Salvi tarafından Klasik ve Barok karışımı bir mimaride üretilmiş dünyanın en sanatsal, en popüler, en muazzam çeşmelerinden birisidir. Antik çağa ait olmayan bu havuz 1732 yılında Papa XII. Clement’in isteği üzerine 30 yılda tamlanmış ve Neptün figürü ile kenarlarda suyun kaynağını keşfeden bakireler anlatımı tema edilmiş.  Her gün binlerce turist tarafından buraya atılan paralar belediye tarafından toplanıp yardım kurumlarına bağışlandığını öğreniyoruz.

Panteon

Tüm Tanrıların Tapınağı olarak bilinmektedir. İÖ 27, Romalı devlet adamı Marcus Vipsanius Agrippa tarafından yaptırılan ama yanıp yıkılmış daha sonra ise kalıntıların izinden İmparator Hadrian tarafından 118-128 yılları arasında tekrar inşa edilmiş Antik Roma dönemi tapınağıdır. Pagan Roma tanrılarına adanmış olan tapınak, Hıristiyanlığın yayılması üzerine 609 yılında Hz. Meryem e adanarak Katolik kiliseye dönüştürülmüş. 43 metrelik çapı bulunmakta, kubbesindeki 8 metrelik bir açık pencereden ışık 22 metre aşağıya süzülmekte ve çok gizemli bir hava vermektedir. Panteon terimi ise tanrılar tapınağı olarak değil bugün içinde çok ün salmış kralların, sanatçıların gömülü olduğu anıt anlamında kullanılmakta. İçerisinde paha biçilmez sanat yapıtları, kraliyet mezarları ve sanaçtı Raffaello nun mezarı bulunmaktadır.

Navona Meydanı

Piazza Navona olarak bilinen Roma’daki birçok meydandan biridir. Eski dönemde burada bulunan ama şimdi olmayan Stadio di Domiziano yani Domitianus Stadyumu’nun yerine inşa edilmiştir.  Geniş Sakin ve etrafında otellerin, cafelerin yer aldığı şehrin gezilecek sakin bir rotasıdır. 1651 yılında Gian Lorenzo Bernini tarafından yaptırılan Dört Nehir çeşmesi, San Luigi dei Francesi kilisesi ve Sant Agnese in Agone Roma Katolik kilisesi ve bazı soylu İtalyan ailelerin sarayları da bu meydanın etrafında yer almaktadır.

Kutsal Melek Kalesi

Sant’Angelo Kalesi veya Hadrianus Mozolesi olarak da bilinen yapı, 139 yılında İmparator Hadrianus tarafından inşa edilmiş ve bir koridor ile Vatikan Sarayı’na bağlanmış. Adriano Parkı’nda yer alan silindirik bu yapı, şehrin ve papalığın kalesi olarak bilinir. Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’ın esir tutulduğu bu kale Tiber nehri kenarında ve bugün ulusal müze olarak kullanılmaktadır. Önünde bulunan Sant’Angelo köprüsü ise 134’te tamamlanmış, Tiber’in üzerinden geçen ve şehri kaleye bağlayan bir Roma köprüsüdür.

İspanyol Merdivenleri

Aşk çeşmesine çok yakın olan, haritada adı Piazza di Spagna olarak geçen, 1723-1726 yılları arasında Francesco De Sanctis tarafından Kral XV. Louis için inşa ettirilmiş ve dik bir yokuşa tırmanan merdivenlerdir. 135 basamaktan oluşan merdivenin bitiminde Trinità dei Monti kilisesi bulunmaktadır. Bu meydan halkın gece gündüz toplanma ve buluşma alanıdır. Hayat bu merdivenlerde hiç bitmiyor. Merdivenlerin başına kadar uznan Via Condotti Caddesi ise en pahalı İtalyan moda evlerinin vitrinleri ile dolu.

Palatino Tepesi

Roma Forumu’ndan yaklaşık 40 m yukarı çıkıldığında Roma’nın yedi tepesinin en çok ziyaret alan şehrin merkezi sayılabilecek Palatino Tepesi ve Roma antik kalıntılara ulaşılıyor.  Palatino saray anlamına gelmektedir ve Roma Mitolojisi’nde adı geçen imparatorluğun kurucusu ikiz kardeşler Romulus ve Remus, bu tepedeki bir mağarada dişi bir kurt tarafından büyütüldüğü anlatılmaktadır. Yapılan arkeolojik kazılarda da bu efsaneyi destekleyen MÖ 9. Yy. ait barakalar bulunmuştur. Tepe Antik Roma’dan bugüne kadar bu medeniyetin kurulduğu yer olarak sayılıyor ki İmparator Augustus’un ve eşi Livia’nın sarayı, Hipodrom, Kybele Tapınağı, Flavia Sarayı, Farnese Bahçeleri bu alanın içerisinde yer alıyor.

Traianus Sütunu

Roma imparatoru Trajan’ın MS 101–106 arsı Dacian Savaşları’ndaki zaferini 155 sahne ile anlatan, mermer gövde, sarmal frizle süslü, 38 metre uzunluğunda bir Roma zafer kupasıdır.

Vittorio Emanuele II Abidesi

Trajan Sütununun altından perspektif olarak tam fotoğrafını alabileceğiniz, Piazza Venezia’da yani Venedik Meydanında yer alan, 135 metre genişlik ve 70 metre yükseklikteki, müthiş görkemli bu anıt bina ise Birleşik İtalya Krallığı’nın ilk hükümdarının şerefine 1885-1911 yılları arası Giuseppe Sacconi tarafından inşa ettirilmiş yönetim binası ve hükümdar ailenin sarayıdır. Bina Neo-Klasik mimariye aittir. Çatılarında “Mahşerin Dört Atlısı” adında iki büyük heykel şehri izliyor. Yapının önünde ise Lion of San Marco’yu ve Tiren Denizi kıyılarını temsilen iki büyük çeşmeli havuz bulunmakta. Yine ön kısımdaki silahlı, atlı asker ve farklı sahneler anlatan mermer kabartmalar I. Dünya Savaşı’nda ölen askerlerin hatırası için yapılmış. İtalya Müzesi olarak kullanılan binanın en tepesinde ise Roma’yı tüm manzarası ile görebileceğiniz bir seyir terası bulunmaktadır.

Campo de’ Fiori

20 km yürüyerek her yerini gezebileceğiniz bu güzel şehrin yorgun gün batımında ise, her anını hareketli yaşayan Campo de’ Fiori yani Çiçek Bahçesi olarak dilimize çevrilen bu meydanda kafelere takılabilir, İtalyan dondurmasının, pizza çeşitlerinin ve İtalyan kahvesinin tadına bakabilir, pazarda hediyeliklere göz gezdirip, meyve sebze alabilirisiniz. Kahve içmek ve yumuşak koltuklarına gömülüp meydanın hareketini izleyebileceğiniz,  aykırı düşünceleri nedeniyle 1600’de bu meydanda yakılarak idam edilen İtalyan Filozof Giordano Bruno anısına 1889 yılında dikilmiş heykelin tam sol kolunda bulunan Taba Cafe’yi öneririm.

 

 

 

Reklamlar