SURİÇİ

SURİÇİ-İstanbul

Abdullah Agâh ÖNCÜLAGAH ÖNCÜL - SURİÇİ

Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi ile çevrili olan; İstanbul şehrinin ilk kurulduğu ve geliştiği bölgeye Tarihî yarımada denilmektedir. Türkler tarafından ele geçirilmesinin ardından ise Dersaadet ve İstanbul gibi adlarla anılmıştır. Osmanlı döneminden bu yana ise Suriçi olarak da adlandırılmaktadır.

İlk kez M.Ö. 685 yılında Megara’dan gelen Yunanlar, Sarayburnu ile Haliç arasında kalan koya yerleşmiş, Prosphorion Limanı’nı kurmuş Sparta geleneğine göre bu bölgede yaşayan halkı köleleştirerek, şehri deniz ticareti ile beslemişlerdir. Şehrin adı Byzantion adıyla kurulduğu bilinse de, bu bölgede Megaralılardan önce Traklar, Frigler ve Bitinyalıların yaşadığı da bilinmektedir. Dahası, Sultanahmet Meydanı’nın altında yapılan kazılarda M.Ö. 5000-3000 yıllarına ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bu bulgular ışığında bölgenin yaklaşık 8500 yıldır yerleşim yeri olduğu söylenebilir. Bu yerleşkenin uzandığı Neolitik dönem, ilk defa insanoğlunun tarımsal üretime başladığı, bitki ve hayvanların evcilleştirildiği bir dönemdir. Bu dönemde yazı, takvim, matematik, yapı sanatı ve kent kurma bilinci gelişmiştir.

M.S. 395 yılında Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrıldı. Kuzeyden gelen baskılara dayanamayan Batı Roma İmparatorluğu, M.S. 476 yılında tarih sahnesinden çekilirken, yerini ticari hayatın tüm canlılığı ile sürdüğü Doğu Roma İmparatorluğu’na, yani Bizans’a bıraktı.

Yeni Roma’nın siyasi bir başkent olmasının yanı sıra, büyük bir liman ve imalat merkezi olmasıydı. Kenti çevreleyen güçlü surlar, uzun dönem şehri işgallerden korumuştu. Ancak bölgedeki aktif ticaret hayatının Venedikliler ile Cenovalılar’ın elinde olması, Nea Roma’nın sonunu hazırladı. Kent, 1204 yılındaki Latin İstilası’na kadar, Avrupa uygarlığının başkenti olmasına rağmen, istila sonrası eski gücünü yitirdi ve 1453’te, Fatih Sultan Mehmet’in ordularına teslim oldu.

Kanuni Sultan Süleyman’ın tahtta kaldığı 1520-1566 yılları arasında, devlet için olduğu gibi İmparatorluk Başkenti İstanbul için de bir yükseliş dönemi oldu. Bu dönem boyunca İstanbul’da birçoğu günümüze de ulaşmış saray, cami, kilise, çeşme, dikilitaş ve konut gibi sayısız tarihî eser, özellikle de Mimar Sinan tarafından yapılan eserler, suriçindeki şehre yepyeni bir görünüm kazandırdı. Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesi, Sultan Selim Camii ve Külliyesi, Mihrimah Sultan Cami, Hürrem Sultan adına yaptırılan Haseki Külliyesi ve Haseki Hamamı bu dönemde inşa edildi. Süleymaniye Medreseleri de İstanbul’a bir eğitim ve bilim merkezi olma özelliği kazandırırıken, yine aynı dönem içerisinde Haliç Limanı Akdeniz’in en işlek limanlarından biri haline geldi.

Fakat bu güzel eserler ve içersinde yaşayanlar zaman zaman doğal sebeplerden dolayı kayıplar verdi. Örneğin, 1554’te çıkan yangın Ayasofya’dan Tahtakale’ye kadar olan kısmı büyük hasara uğrattı. 1554’teki şiddetli fırtınada ise denizin kabarması sonucu dereler taştı, birçok insan boğuldu. 1563’teki aşırı yağmur neticesi oluşan seller ise bundan da büyük zararlara yol açtı. Daha sonraları ise halk arasında “Üç yüz on Depremi” denen 1894 depreminde Suriçi, çok zarar gördü.

Suriçinin Gördüğü en büyük gösteri ise İşgal ve Mütareke zamanı 19 Mayıs 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda ilk kez kadın hatiplerin de konuşma yaptığı, 50 binden fazla insan katıldığı Fatih Mitingi oldu.

Cumhuriyet dönemi, özellikle de Menderes’in imar hareketleri dönemi (1954-1960) yoğun göçle birlikte konut ihtiyacı ortaya çıkınca, çok katlı beton yapılar da artmaya başladı. Şehrin merkezi olan Tarihi Yarımada’da geniş caddeler açıldı ve 1950’den sonra başlayan iç göç hareketi kentin sosyo-kültürel dokusunu da değiştirmeye başladı.

Tarihi Yarımada, Doğu Roma’dan Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze kadar, önemini hep korudu. 13 Ekim 1923’te Ankara’nın Başkent olmasıyla ülkenin yönetim merkezi olması özelliğini yitirdi. 1. Dünya Savaşı’nın getirdiği olumsuzluklar ve başkentin Ankara’ya taşınması, Suriçinin bir süreliğine fakir kalmasına neden olsa da stratejik konumu ve doğal yapısından dolayı tekrar ticaretin, sanayinin ve turizmin merkezi oldu. Bugün, İstanbul Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin de yönetim merkezleri Tarihi Yarımada sınırları içinde yer almaktadır.

15.910.168 m² yüzölçümü ile Tarihî Yarımada 12 Temmuz 1995 tarihli 6848 numaralı bir kararla I. derece arkeolojik, kentsel-arkeolojik, kentsel-tarihi sit alanı ilan edilmiştir.[1]

29 Mart 2009 tarihinde yürürlüğe giren 5757 sayılı kanunla Suriçi’nde yer alan Eminönü ve Fatih ilçeleri birleştirilerek, İstanbul’u fetheden kumandan Fatih Sultan Mehmet’in adıyla anılan tek bir ilçeye dönüştürülmüştür.

Paleolitik, M.Ö. 6500 yıllarına denk gelen Neolitik dönem ve Tunç çağlarından itibaren binlerce yıllık tarihi içinde pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan bu coğrafya, bugün de İstanbul’un en önemli tarihi, turistik ve ticari merkezi konumu olmaya devam etmektedir. Bunun yanı sıra sürekli göç yaşamış bir yer olmanın verdiği enerjiyi ve hüzünleri de yaşamaktadır. Eski zamanı halen içerisinde yaşatabilmesine karşın tarihin izlerinin yavaş yavaş silindiği bu günlerde aslında son günlerini de yaşıyor denilebilir. Şehirlerin en kıymetlisi İstanbul, suriçine gömdüğü derin efsanelerini, yaşanmışlığın en büyük tanığı olarak bağrına basmakta. Binlerce yıllık tarihinde Roma, Bizans ve Osmanlı gibi imparatorluklar görmüş bu bölge, son nefesine kadar da tanıklığını gelecek uygarlıklara taşıyacak gibi görünüyor.

 Tarihi Yarımada’da görülmesi gereken bazı semt ve mahalleler:
  • Ahırkapı· Balat · Belgratkapı·Beyazıt · Cağaloğlu · Cankurtaran · Cerrahpaşa · Cibali · Çapa · Çarşamba · Çatladıkapı · Çemberlitaş · Edirnekapı · Eminönü · Fener · Fındıkzade · Haseki · Horhor ·Hocapaşa · Kadırga · Karagümrük · Kemalpaşa · Kocamustafapaşa · Kumkapı · Laleli · Mahmutpaşa · Mercan · Mevlanakapı ·Mollafenari · Nuruosmaniye · Rüstempaşa · Samatya · Saraçhane · Sarayburnu · Saraçishak · Sarıdemir · Sirkeci · Sofular ·Sultanahmet · Sulukule · Süleymaniye · Sümbülefendi · Şehzadebaşı · Şehremini · Tahtakale · Topkapı · Unkapanı · Vefa · Yavuz Sultan Selim · Yedikule ·Yenikapı

Kaynakça

[1] ^ Dinçer, İclal; Enlil, Zeynep; Evren, Yiğit ve Som, Senem Kozaman (Mart 2011) (Türkçe). İstanbul’un Tarihi ve Doğal Miras Değerleri – Potansiyeller, Riskler ve Koruma Sorunları. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. ss. 74, 75. 978-605-399-192-2.

– Vikipedi, özgür ansiklopedi

http://www.suricigrubu.net

 

ilk yayın:http://www.photoline.com.tr/surici-istanbul/

SURİÇİ SERGİSİNDE YER ALAN FOTOĞRAFLAR:

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (1)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (2)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (3)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (4)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (5)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (6)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (7)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (8)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (9)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (10)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (11)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (12)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (13)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (14)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (15)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (16)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (17)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (18)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (19)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (20)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (21)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (22)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (23)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (24)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (25)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (26)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (27)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (28)

SURİÇİ-İstanbul-Abdullah Agâh ÖNCÜL (29)